Bağırsam?!?

11 Ocak 2012 Çarşamba

Gerekli uyarı: Çok uzun ve sıkıcı bir yazı olacak bu! 

İçim dolup dolup taşıyor sanırım.

Gözlerim acıyor çünkü gözyaşlarımı akmamaları için hep gerilere iteliyorum. Yatınca ağlarım rahatlarım diyorum, o zaman da ağlayamıyorum.

Hala iş bulamadım, en büyük sıkıntım bu şimdilik. Halamın yanındayım ve param var idare edecek kadar da olsa, ve hatta annemle her telefonda konuştuğumuzda 'biz sana yollarız 2-3 ay içinde, üzme kendini' diyor olsa da...

Bilmiyorum, sürekli evde olmam canımı sıkıyor sanırım. Harcamalarımı kısıtladım, o nedenle çok dışarı çıkamıyorum. Pek çıkmak da istemiyorum zaten nedense, depresif bi hava hakim hayatımda... Ah biliyorum bunu yapmamam gerekir ama her zaman mantıklı devam edemiyoruz sanırım hayata...

Halamla her akşam aynı şeyleri konuşmaktan yoruldum. Asla onu kırmak istemiyorum, o da beni kırmak istemiyor biliyorum ama farkında değil bence. Yani bazen söylüyor da, kırmıyorum değil mi seni? diye, elbette o an kırılmamış oluyorum. Ya da bilmiyorum, o kadar tatlı soruyor ki, kırıldım da diyemiyorum zaten.

Yemek pişirmeyi bu kadar çok (!) bilmeme şaşırdı mesela bu akşam. Ben de şaşırıyorum bazen, çünkü biliyorum gibi hissediyorum, yemek üzerine sohbetler edebiliyorum, o şöyle güzel olur vs. gibi ama iş yapmaya gelince resmen bir hiçim. :S Çünkü zavallı annem, evde yemekleri hep kendisi pişirdiği ve bana sıra dahi gelmediği için, üstelik evde kaldığımdaysa kendi kendime kolaylıkla yapabileceğim kızartma, makarna türü yemekleri genelde yaptığım için... -halam kızartmanın çok zararlı olduğu konusunda katı biraz, ve haklı da. ben de diyetteyim zaten-. Makarna da yemiyorum diyette olduğum için, elde var sıfır yani.

Öğrenmem gerek! Mutfağa gir halacım, ben çekiniyorsun sandım ilk başlarda ama ben yarın işe fln başlarım, almanyaya gitmeyi planlıyorum, kendine pişirebil, gözüm arkada kalmasın dedi. Haklı çok. Ona da öyle dedim zaten. Kötü bir şey de demiyor da, işte annemlerden uzakta fln bazen tuhaf oluyorum...

Her gece, Londra'da hayatın ne kadar zor olduğundan ve iş bulmanın da zor olduğundan bahsediyoruz. Sağlık sisteminin nasıl kötü olduğundan, insanların nasıl geçim sıkıntısı çektiklerinden... Çok severek geldiğim bu şehir, beni boğmaya başlıyor. Ama bunun konuştuklarımızla alakalı olduğunu düşünüyorum. Bazı arkadaşlarımın yanında ise çok daha umutlu oluyorum, iş bulabileceğimi söylüyorlar, çok eğlendiklerinden bahsediyorlar ve eğleniyorlar da doğrusu... İki farklı bakış açısı yani. Ama biri diğerine oranla her gece gibi bir sıklıkla gerçekleştiği için, ona inanmak zorunda kalıyorum.

Kimseye kızamıyorum, en çok kendime kızıyorum.
Ne doğru dürüst ders çalışıyorum son zamanlarda (-ki buraya gelişimin asıl amacı bu-)
Ne de iş arama çabalarımı maksimum düzeye çıkartabiliyorum, dün gece mac donalds'a internetten başvurmak için neredeyse 75 soruluk bir kağıdı bile doldurdum. Düşünün, ya basit bir team member olmak için nasıl şeylerle uğraştırıyorlar sizi, ha bunun sonucunda olumlu ya da olumsuz bir cevap verseler gam yemeyecek şu gönlüm.

Kısacası, çok sıkıntılı günlerdeyim, her ne kadar bahsetmemiş olsam da şimdiye dek. Ve bu yazı bir nevi iç döküş gibi oldu, daha fazla içime sığdıramadım bunları...

Hep böyle değildi, ve umarım hep böyle devam etmeyecek, daha güzel günler olur dilerim ki...

9 YORUM yazılmış bile.:

tansumut dedi ki...

Sıkıntılar olmadan rahatlığımızın kıymetini yada onu anlayamazdık. Senin sıkıntıların ufak tefek sıkıntılar -para,yemek yapamama vs.- yani sağlık sıkıntın yok en azından.
En kısa zamanda sen bunuda başarırsın Lunacım :)

Zedka dedi ki...

Daha güzel olacaklar Luna, olacaklar çünkü olmalı.
"Allah bizi bu dünyaya mutlu olmak için gönderdi. Oysa bu ne kadar zor ... " der Orhan Pamuk, Kar'da, karın patır patır döküldüğü bir akşam. Daha iyi olacaksa olsun.

Üzme, yerim parmaklarını.

Luna dedi ki...

Haklısın Tansumutcum, Allah sağlık sıhhat versin, gerisi yalan.

Bunlar ufak sıkıntılar, geçeceklerine inanıyorum.. Destek olduğun için teşekkürler...

Zedkacım,

Umarım! :)

Ne güzel söylemiş Orhan Pamuk...

Kar demişken, keşke kar yağsaydı içimizi ferahlatırdı azıcık, iyi gelirdi.

Teşekkür ediyorum çok.

İkinize de, bu yazıyı sıkılmadan okuduğunuz için, bir şeyler yazdığınız için çok çok sevgiler.

agresif prenses dedi ki...

canım lunam sakın umutsuzluğa kapılma elbette geçecek bu zor günler...elbette sana göre de bir iş bulursun...sabret biraz daha...yüzünü güneşe dön...içini ısıtsın...

Luna dedi ki...

Agresif Prensesim,

Ayy son iki cümlene özellikle bayılırım ben...

Yüzümü güneşe döneceğim söz! İçim ısınsın istiyorum!

Çok sevgiler sana. ^^

Cemre dedi ki...

:(
tek derdin yemek yapmaktır diye bitirmeyi düşündüm,okurken yazıyı.
ama sıkıntılar mani oldu buna da çoğu şeye olduğu gibi.
tek bir şey diyorum;
her şey yoluna girecek,sana güveniyorum,sıkma canını.
Umut ile.

severim deliyi dedi ki...

anım benim..hiç bir şey kalıcı deüildir hayatta unutma.güzel şeyler de bitiyor,kötü günlerde geçiyor.sadece bazen çok üst üste geliyor.ama bu kötü enerjiyi at üstündeki.unutma sen oraya bi amaç için gittin.bunun için çok çabaladın ve bişiyleri başardın da gittin.buda demek oluyorki keyfini çıkarman gereken birşey yaşıyorsun aslında.keyif bunun neresinde dediğin anlar oluyordur eminim ama emin ol döndüğünde orayı ve o bunalımlı günlerini bile özlüyorsun.ben bunu amerikadayken yaşamıştım.dönceğim günü iple çektiğim anları özlüyorum şimdi resmen.daha da uzatmıyım ve şöyle bitiriyim..sen güzel bir yerde güzel bir amaç için bulunuyorsun.ve bu senin bi başarın aslında.daası özgürsün!işsizde olsan,parasızda olsan,uzaktada olsan özgür!! istediğini yapabilcek yaşta ve özgür! silkelen ve tadını çıkar;) öperüm çok :)

Dr.eamer dedi ki...

hep o puslu havalardan kuzum üzülme,geçicek hepsi,yemek yapamama nedir yaa ben makarna bile dogru dürüst yapamam pek düsünceli annelerimiz sagolsun;ama hazır gıdalar bu yüzden yaratıldı merak etme;)

ah zordur işte gurbette olmak,ne kadar yakın olursa olsun birilerinin yanında kalmak..sen böyle yazdıkça ben hep oralarda bi başına abimi hatırlıyorum,o da hep 'çok iyiyiz sis dont worry' der ama ben bilirim işin aslını..

Sıkma canını Lunam dönem dönem sınanırız işte böyle,bunlar küçük dertler geçer merak etme,yeter ki sağlığın iyi olsun o gitti mi diğerlerinin hiç anlamı kalmıyo inan..

o gözlerini de sıkma öyle,biz heerzaman burdayız,bize anlat doya doya da ağla,aramızda kalcak dont worry;)

seni çook seven

Dr.eamerın^^

la luna bir yer dedi ki...

Sıkıntılı ve uzun bir yazı yazmadın öncelikle. Bunu belirtmek isterim.

Luna biliyor musun, adının ve blogunun yanına mutluluk, renk ve doluluktan başka şeyler yakışmıyor. İnsan her zaman da mutlu olamıyor.
Bunlar da geçer. Bunlar da kesinlikle geçecek.

Türkiye' ye dönme ihtimalin nedir, meraktan soruyorum. Anlaşılan orada uzun bir süre daha kalacaksın.


Öperim gözlerinden...

The World is Here!