O konu kapanır!
24 Ocak 2012 Salı
Evet arkadaşlar, maalesef ki her zaman mutlu sonuçlar doğurmuyor yaşananlar.
O konu kapandı. Uzun zamandır, blogda 'güneş gibi' etiketi altında yazılar yazdığım insanın gerçek yüzüne tosladım!
Evet, hem de bodoslama. Hala biraz başım dönüyor olabilir çarpışmanın şiddetinden ancak hayattayım! Ve bakın birazdan bir gülücük gelecek şuraya :)
Dün geceydi sanırım, ya da ondan önce. Dün olmalı. İnanmıyorum üstünden çok zaman geçmiş gibi hissettim bir an. Ki bu güzel olsa gerek. :)
Neyse, 'güneş gibi'ye gönderdiğim dosyanın ardından -içinde tüm duygularımın olduğu o çok özel olan dosya evet.- birkaç güzel cümle, biraz saygı ve çokça anlayış bekliyordum.
Hmm, ne kadarını gördüm cidden tartışılır.
Ama Halil Sezai'nin de dediği gibi 'Olsun, zaten aşklar hep böyle...'
Ne dedi, ilk okuduğunda?
Şöyle ki,
'Başka bir gün okumak istemesine rağmen, benim ne yapıp edip ona yazdıklarımı o gün okuttuğumu. -takiben bir gülücük eşliğinde.- Çok şaşırdığını. Çok güzel yazdığımı. Çok beğendim derse bunun faşizanlık olacağını. Yine de hem mutlu hem de tedirgin olduğunu.' söyledi.
Ben bunları okuduğumda, 'tamam' dedim 'gereken değeri verecek'! Çünkü ardı ardına güzelce yerleştirilmiş 5 cümleyle karşı karşıyaydım ve bunlar çok da negatif şeyler değillerdi.
Ama sonra ne mi oldu?
Ben bir sonraki gece online olduğumda -o sanal dünyanın mavi kenarlıklı -birileri bir şeyler yazdığında pıt pıt ses çıkaran- konuşma penceresinde- onu gördüm. Kalp atışlarımın yavaşlaması için oturup onlara öğütler vermiş olsam da, yavaşlamadılar. Ardı ardına attılar.
Güneş gibi' dediğim insandan bekledim bir şeyler demesini. E çünkü ben aylardır biriktirdiklerimi, kusarcasına, acelem varmışcasına tek seferde, tek atışla ona göndermiştim. Sıra onda değil miydi sahi? Ah evet, o bir şeyler demeli ve hatta o dosyada yazanların ardındakileri merak etmeliydi. Ama öyle olmadı... Hem de hiç öyle olmadı.
Ve hikayeye ufak bir ara, hiç kimsenin bunun 3 katı uzunluğundaki bir yazıyı okumak isteyeceğini sanmıyorum. :)
Bakalım sonunda ne olacak? diye de heyecan yaratayım. -ki başlıktan çok belli ne olacağı. :))
Karalayan
Luna
tik tak:
24.1.12
Bunu E-postayla Gönder
BlogThis!
Twitter'da Paylaş
Facebook'ta Paylaş
lunarita şeyler:
güneş gibi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)





10 YORUM yazılmış bile.:
İçin rahatlamış oldu en azından. ve iyi ki de konuşmuşsun o pencerede onla. Çünkü bekleyip daha çok ümitlenmekten ise; gerçeği kendi kendine göstermişsin. Çok yürekli olduğun ortada.
Teşekkürler Buz.
Ne tatlı bir arkadaş oldun sen bizlere böyle! :)
Blog dünyasının sana cidden ihtiyacı varmış, gecenin bir vakti buralara uğrayıp izlerini bıraktığın için teşekkürler! :)
Sevgi ile.
Asıl ben çok teşekkür ederim Luna'cım. Böyle düşündüğün, böyle karşıladığın için beni :).
Tombik tombik öptüm :).
hayırlısı boyleymıs de uzulme bence.. sevgıler
Luna ben anlamıyorum bu erkekleri öküz ya resmen öküz.birisi sana sayfalarca yazı yazmış dediklerine bak.Sen daha iyilerine layıksın.Bize değer vermeyenlerin peşinden koşuyoruz niye?Mutsuz olmak için mi?Halbuki insan aşık olduğunda mutlu olmalı.
inanmak istediğim şey şu beni çok sevecek ve benim sevdiğim biri bu dünyada yaşıyor bence.Senin de öyle.İlerde öküzlüğüyle dalga geçeceksin ^_^
lunacım,boşver be bu aralar öküz neslindeki artış gözle görülür bir hal alsa da ümidini kaybetme elbet bize göre de birileri çıkar onca öküzün arasından...hepsi öküz olamaz dimi?
:)))))))
başlıktan sonra yazının bitiş şekli de aklımı karıştırdı ama du bakalım hayırlısı :)
lu-na-ri-taaaa!
senin yaptığın çok tatlıydı. öyle bi dosya herkese nasip olmaz ama olsun bakalım ne diyelim. :)
biz burdayız hep. anlat bize. hem ne kadar uzun olursa olsun sıkılmadan okurum ben :)
böylesi daha iyi oldu sanki. (ben bunu yapamıyorken bunu demem de çok komik oldu.)
beklemek ve kafanda sürekli kurgulamaktansa gerçeği gördün.
aslında kafamızda yarattığımız kişiler onlar. gerçeğiyle hiç bir alakası yok bu yarattığımız kişilerin. olsun. yenisini yaratırız.
Benim de bir tane "güneş gibi" dediğim biri var: Panter. Zaman zaman beni şaşırtıyor o da ilgisizliğiyle, umursamazlığıyla. Kızıyorum, sinirleniyorum ama sonra bir maymunluk yapıyor ve yumuşuyorum, herşey eskisi gibi sütliman oluyor.
Biz neden bize değer vermeyenlere çok değer verir, hatta onları hayatımızın merkezine koyarız? Üstelik bunun farkında olduğumuz halde sürdürürüz. Bir çeşit mazohistlik bu bence, kendimize acımaktan, üzülmekten, ağlamaktan zevk alıyoruz sanki...
Senin durumunu, yaşasıklarını, hissettiklerini o kadar iyi anlıyorum ki... Geçecek bu da Luna'm, yine kendimize daha çok değer vermeye başlayacağız; sen de, ben de, bizim hislerimizi paylaşan diğer hemcinslerimiz de...
biricit: uzulmedim cok tatlim, evet hayirlisi.
volante, genel anlamda okuz mu degil mi bilmiyorum ama o gece tam bir okuz gibi davrandi :D ve umarim dedigin gibi olur. ^^
agresif prenses, cidden belli sayida bi artis var ama dimi? yalniz degilim en azindan bu konuda. arada vardir belki olmayan ama o da bizi bulur mu emin olamadim simdi :D
mia'cim,
ah tatlim sonu pek merak uyandirici degil ama devaminin 2. kismini da yayinlayacagim birazdan.
hep soyluyorum, yine soyliycem, sen cok tatlisin. :D
gwen, evet sen de yapmalisin bence. insanin sirtindan bir yuk kalkiyor orasi kesin. ve kesinlikle haklisin ki, hayallerimizde yaratiyoruz onlari.
dus kizi,
panter demek ki. hmm. :D hadi bakalim, cok seker. ^^ en azindan gonlunu alabiliyormus bak ne hos. :)
ve bahsettigin konuyu ben de cok dusundum, acaba neden hep kacani kovalamak, uzerimize gelene kollarimizi acmaktan daha cekici geliyor... bilemedim ki, arastirmalar vardir bu konuyla ilgili belki. :) birkac makale okumak gerek. :D
bir de sana gonderdigim kart hala gelmedi mi :S
hepinize tesekkurler sevgiler.
luna'niz.
Yorum Gönder