3 Kasım 2014 Pazartesi

Mavi Gök Orada mı?


Aklımdan çıkmıyorsun
Sen hâlâ dizüstü
Bunca anıyı besleyerek


Cahit Zarifoğlu

8 Ekim 2014 Çarşamba

Bir Blog Hikayesi


akşamüstüydü.

bulutları bir şehrin
kaderini belirler insanların,
kimi zaman.

öyle bir zamandı,
bulutlar toplanmış,
deniz köpürmüş;
içim içime sığmamıştı.

teknolojik çağa ayak uydurmuş
bir video linkiydi belki,
yaşamla bulutlar arası.

dalgalı saçları, kısacık ve gür
yüzündeki ifade, kendini sorgular nitelikte.
'gölge beni çağırıyor' diyordu;
felsefik tonlarda haykıracak kadar usul!

her şeyi unutuyordu bir de;
en çok da gün adlarını ve tarihi.

tarihini unutmaya meyilli bir kadın,
akşamüstü bulutları,
gölge çığlığı. 

oysa aylar sonrasına denk düşecekti,
gölge'nin patileri olduğunu öğrenmem
ve unutmayı başarabilen bu kadınla
oturup birkaç kadeh bir şeyler içmem;
fevkalade bir öğle güneşi altında
nevizade sınırlarında.

şimdi o kadın,
kendi adına bir site oluşturmuş da
gölge'sini de almış yamacına
usul şarkılar mırıldanmakta.

onu hiç tanımıyor olsam,
yine yeniden aynı telaşla koşardım
akıl odalarını aralamaya!

derim ki;
belki bir yerlerde bir akşamüstüdür;
yahut gece bulutları yıldızları kapatmıştır da
omuzlarınıza yük olmuştur!

şehrin insanısınızdır
canınız sıkkındır
yazıya susamışsınızdır,
belki de bu kez
bir şeyler
sadece bir tık uzağınızdadır!

http://selinesk.com/

28 Eylül 2014 Pazar

kuş.


küçük bir kuşun 
gagası arasındaydı
dünya; 

cıvıldadı. 

26 Eylül 2014 Cuma

Benim İçimdir Sana.


Sana arada bir sus gelir,
Benim içimin dalgaları kabarık!

Sana zaman gerekir,
Benim içimde aceleci bir taraf hep uyanık!

Sana yayla yolları durmaz uzanır, 
Benim içimin çıkmazları göğe kapı!

Sana aç gelen çocukların karnı her daim doyar,
Benim içim kaldırım üstü el açan dilencilere kapanık!

Sana dumanı yüce dağların dolanır,
Benim içimde katarlı kara tren geçikmeleri!

Sana ölümdür yokluğum,
Benim içimde doğumundur milat!

Sana getirsinler hep,
Benim içimi!

böyle böyle insan olacağız sevgili.

18 Eylül 2014 Perşembe

yokmuş diyorlar.


sen
diye bir şey
varmış diyorlar

maziye
kibrit suyu
geleceğe
zıkkım kökü
şimdiye peri tozuymuş
varlığın

boşşşşşluk

derin
uçurumsu
sonu var mı
yok mu
belirsiz

hadi
düşelim
...........
.......
.....
...
 .
sen
diye bir şey
hiç olmamış diyorlar

hadi
ölelim

Cemal Süreya der ki,

Cemal Süreya der ki,

Ah, Süreya!

kuşlar toplanmış göçüyorlar. keşke yalnız bunun için sevseydim seni. / hiçbir şeyim yok akıp giden sokaktan başka. keşke yalnız bunun için sevseydim seni. / seni o kadar yakından görünce, keşke yalnız bunun için sevseydim seni. / hızla geçen otobüslerin ardında benzeşmek... keşke yalnız bunun için sevseydim seni. / baktım yeri toparlıyor ayak izleri. keşke yalnız bunun için sevseydim seni. / eşiklere oturmuş bir dolu insan, keşke yalnız bunun için sevseydim seni. / fazıl hüsnü diyor ki, ne diyor fazıl hüsnü?... keşke yalnız bunun için sevseydim seni. / ortaoyunumuzun dekoru bir kağıt mendil. keşye yalnız bunun icin sevseydim seni. / ve konsolun üstünde noksan bir gümüş kutu, keşke yalnız bunun için sevseydim seni. / ikinci bir parıltı var senin bakışlarında. keşke yalnız bunun için sevseydim seni. / yürütüyoruz bütünlemeye kalmış bir sessizlikte.. keşke yalnız bunun için sevseydim seni. / iki çay söylemiştik orda, biri açık. keşke yalnız bunun için sevseydim seni. / uzaklara bir bakışın vardı kafeteryada, keşke yalnız bunun için sevseydim seni. / bir şey var, ancak makilerin orda söyleyebilirim, keşke yalnız bunun için sevseydim seni. / bir başına arşınlıyor bir adam mavi treni. keşke yalnız bunun için sevseydim seni. / an ki fıskiyesi sonsuzluğun, keşke yalnız bunun için sevseydim seni.
...................................................................................................................